
Yaratılış Atlası adında gizemli bir kitap Amerikalı akademisyen ve politikacıların posta kutularında sıkı koordine edilmiş bir postalama kampanyası sayesinde boy gösteriyor. Talep edilmediği halde gelen bir kitabın büyük bir broşürden ziyade küçük olmasını bekleyebilirsiniz; ama Yaratılış Atlası bilinen tüm standartlara göre görkemli bir yapım. Dev kitap 11’e 14, 6 kilo ağırlığında, 800 sayfa kuşe kağıt ve bir bakışta gözleri alan resimlerden oluşuyor.Kitap, İslami perspektiften yaratılışı anlatıyor.
Yazar, Harun Yahya, kesinlikle evrim teorisinin bir hayranı değil. Aslında, onun Darwinizm’e ve Darwin’in temsil ettiği her şeye olan karşıtlığı daha ziyade içsel. Görev başında bir adam gibi. Evrim teorisinden “ boş, yalan, aldatmaca ve sapkın bir ideoloji” olarak bahsediyor.
Harun Yahya, bilim ve imani konulardaki fikirlerini detaylandıran çok fazla sayıda görsel ve işitsel materyal üreten bir Türk’ün AO’nın müstear ismidir. Harun Yahya’nın muazzam verimine rağmen, bu fikirleri öne süren organizasyonun ismi ve belki de diğer yazarlar için bir yüz olması da kuvvetle muhtemeldir.
Yahya’nın Darwinist teoriye saldırısının temel itme noktası bugün yaşayan canlıların fosil çağında yaşayan canlılarla tıpatıp aynı olduğuna dair çıkarımıdır. Tanınabilecek derecede bir kertenkeleye benzeyen bir fosili işaret edip pek bir şeyin değişmediğini deklare ediyor. Bu yaklaşım bilimsel bulguların yüzünde uçuyor ve kitabın inanılabilirliğine zarar veriyor.
Yahya, ara geçiş fosillerinin varlığına dair kanıt yetersizliği olduğunu söylüyor. Ama aslında, ara geçiş fosilleri kesinlikle mevcut- bu da Yahya’nın göz ardı ettiği bir gerçek. Biyolojik türlerin evrimleşmesi olayı çok kötü bir şekilde yavaş, hatta bazı vakalarda milyonlarca yıla ulaşıyor. Oluşan değişiklikler oldukça aşamalı. Tür’den türe geçişin kanıtı kendini omurga ve dişlerdeki büyük değişiklikleri gösteren fosillerde mevcut. Daha üstün bir sınıfı oluşturan canlılar, daha önceki sınıflardan ayırt edilebilecek derecede farklı değildi. Değişiklikler ufak ama önemliydi. Daha çok tür geliştikçe, ebeveynlerine benzeyen türler ortaya çıkmaya başlayana kadar evrim süreci devam etti.
Bu kitabın bilimsel bakış açısından çıkarılabilir olmasının rahatlığına rağmen, kültürel ve ideolojik bir mesaj da taşıyor. İşte bu kitabı, Darwin’in teorisini tehdit eden ani bir saldırı türünden çok bir fenomen yapan bu mesaj.
Yaratılış Atlası’nın üretimi ve dağıtımı yoğun bir organizasyon ve bütçe istiyor. Peki bu multi milyon dolarlık girişimin arkasında kim var? Kitap, yaratılı İslami bakış açısından sunduğu için Suudi’ler olabileceği yönünde spekülasyonlar var. Ancak bu pek gerçekçi bir yaklaşım değil; çünkü Yahya geleneksel bir Müslüman’dan fazlası, Vahabiliğin bir hayranı değil. Eğer psikolojik olarak eğilimli olduğu bir şey varsa o da Sufizm ile neo-Platonizm arasında bir yer. Yahudilik ve Hristiyanlık hakkında ortak sebepler sunmakta gelenek Vahabilerin olmayacağı kadar cömert, ve hatta Darwin’in “sapkın ideoloji”sine karşı çıkmak için evrensel bir ahlak cephesi oluşturmanın ihtiyacından bahsediyor.
Yazıları açıkça batı yaratılışçı fikirlerinden etkilenmiş. Yaratılış Araştırma (ICR)’dan alıntılar ve ‘akıllı tasarım teorisi”ne dayanan fikirler görmek mümkün. Ancak, Yahya’nın dolaysız olarak Amerikalı yaratılışçı organizasyonlar tarafından finanse edildiğini söylemek, atmak olur. Amerikalı yaratılışçıların Türkiye’ye konuşma yapmak için seyahat etmiş olmalarına rağmen, Türk yaratılışıçılar onları Amerikalı benzerlerinden ayırıran belirgin amaçlara sahipler. Kendilerini, Kuran öğretileri kökenli İslami bilim rönesansının bir parçası olarak görüyorlar. Aynı zamanda, bir batı önyargısı da var. Örneğin; Yahya 11 Eylül saldırılarının Darwinizm ve materyalizmin direk sonucu olduğunu söylüyor.
Yahya’nın organizasyonu Türkiye’de biraz kuşku ile karşılanıyor olmasına rağmen, hareketinin başarısı sorgulanamaz. İyi eğitimli, zengin gençlerin ilgisini çekmeyi hedefliyor ve görülüyor ki organizasyonun amaçları doğrultusunda ilerlemesinde ona yardımcı olacak yetenek ve bütçede hiçbir eksik yok. Bu organizasyonun kültürel gündemi yaratılışçı mesaj kadar etkili.
Bilimsel düşüncedeki kusurlarına rağmen, Harun Yahya düşünmek için karizmatik bir güç.
Yazar, Harun Yahya, kesinlikle evrim teorisinin bir hayranı değil. Aslında, onun Darwinizm’e ve Darwin’in temsil ettiği her şeye olan karşıtlığı daha ziyade içsel. Görev başında bir adam gibi. Evrim teorisinden “ boş, yalan, aldatmaca ve sapkın bir ideoloji” olarak bahsediyor.
Harun Yahya, bilim ve imani konulardaki fikirlerini detaylandıran çok fazla sayıda görsel ve işitsel materyal üreten bir Türk’ün AO’nın müstear ismidir. Harun Yahya’nın muazzam verimine rağmen, bu fikirleri öne süren organizasyonun ismi ve belki de diğer yazarlar için bir yüz olması da kuvvetle muhtemeldir.
Yahya’nın Darwinist teoriye saldırısının temel itme noktası bugün yaşayan canlıların fosil çağında yaşayan canlılarla tıpatıp aynı olduğuna dair çıkarımıdır. Tanınabilecek derecede bir kertenkeleye benzeyen bir fosili işaret edip pek bir şeyin değişmediğini deklare ediyor. Bu yaklaşım bilimsel bulguların yüzünde uçuyor ve kitabın inanılabilirliğine zarar veriyor.
Yahya, ara geçiş fosillerinin varlığına dair kanıt yetersizliği olduğunu söylüyor. Ama aslında, ara geçiş fosilleri kesinlikle mevcut- bu da Yahya’nın göz ardı ettiği bir gerçek. Biyolojik türlerin evrimleşmesi olayı çok kötü bir şekilde yavaş, hatta bazı vakalarda milyonlarca yıla ulaşıyor. Oluşan değişiklikler oldukça aşamalı. Tür’den türe geçişin kanıtı kendini omurga ve dişlerdeki büyük değişiklikleri gösteren fosillerde mevcut. Daha üstün bir sınıfı oluşturan canlılar, daha önceki sınıflardan ayırt edilebilecek derecede farklı değildi. Değişiklikler ufak ama önemliydi. Daha çok tür geliştikçe, ebeveynlerine benzeyen türler ortaya çıkmaya başlayana kadar evrim süreci devam etti.
Bu kitabın bilimsel bakış açısından çıkarılabilir olmasının rahatlığına rağmen, kültürel ve ideolojik bir mesaj da taşıyor. İşte bu kitabı, Darwin’in teorisini tehdit eden ani bir saldırı türünden çok bir fenomen yapan bu mesaj.
Yaratılış Atlası’nın üretimi ve dağıtımı yoğun bir organizasyon ve bütçe istiyor. Peki bu multi milyon dolarlık girişimin arkasında kim var? Kitap, yaratılı İslami bakış açısından sunduğu için Suudi’ler olabileceği yönünde spekülasyonlar var. Ancak bu pek gerçekçi bir yaklaşım değil; çünkü Yahya geleneksel bir Müslüman’dan fazlası, Vahabiliğin bir hayranı değil. Eğer psikolojik olarak eğilimli olduğu bir şey varsa o da Sufizm ile neo-Platonizm arasında bir yer. Yahudilik ve Hristiyanlık hakkında ortak sebepler sunmakta gelenek Vahabilerin olmayacağı kadar cömert, ve hatta Darwin’in “sapkın ideoloji”sine karşı çıkmak için evrensel bir ahlak cephesi oluşturmanın ihtiyacından bahsediyor.
Yazıları açıkça batı yaratılışçı fikirlerinden etkilenmiş. Yaratılış Araştırma (ICR)’dan alıntılar ve ‘akıllı tasarım teorisi”ne dayanan fikirler görmek mümkün. Ancak, Yahya’nın dolaysız olarak Amerikalı yaratılışçı organizasyonlar tarafından finanse edildiğini söylemek, atmak olur. Amerikalı yaratılışçıların Türkiye’ye konuşma yapmak için seyahat etmiş olmalarına rağmen, Türk yaratılışıçılar onları Amerikalı benzerlerinden ayırıran belirgin amaçlara sahipler. Kendilerini, Kuran öğretileri kökenli İslami bilim rönesansının bir parçası olarak görüyorlar. Aynı zamanda, bir batı önyargısı da var. Örneğin; Yahya 11 Eylül saldırılarının Darwinizm ve materyalizmin direk sonucu olduğunu söylüyor.
Yahya’nın organizasyonu Türkiye’de biraz kuşku ile karşılanıyor olmasına rağmen, hareketinin başarısı sorgulanamaz. İyi eğitimli, zengin gençlerin ilgisini çekmeyi hedefliyor ve görülüyor ki organizasyonun amaçları doğrultusunda ilerlemesinde ona yardımcı olacak yetenek ve bütçede hiçbir eksik yok. Bu organizasyonun kültürel gündemi yaratılışçı mesaj kadar etkili.
Bilimsel düşüncedeki kusurlarına rağmen, Harun Yahya düşünmek için karizmatik bir güç.